Giriş: Kamusal Alanın Doğası Üzerine Bir Düşünce Deneyi Bir sabah, kalabalık bir alışveriş merkezinde yürürken gözlerinizi kapatıp sadece sesleri dinlediğinizi hayal edin: adımların yankısı, kasiyerin sesi, reklam panolarının arka plan müziği. Burada kimliklerimiz parçalanıyor mu yoksa bir araya mi geliyor? Etik, epistemoloji ve ontoloji bağlamında, insan davranışının, bilginin ve varoluşun sınırlarını sorgulamaya ne kadar hazırız? Bu sorular, AVM’lerin kamusal alan olarak nitelenip nitelenemeyeceğini tartışırken temel felsefi çerçeveyi sunar. Kamusal alan kavramı, tarih boyunca farklı filozoflar tarafından farklı şekillerde yorumlanmıştır. Habermas, kamusal alanı vatandaşların özgürce tartışabildiği bir iletişim mekanı olarak görürken; Lefebvre mekânın toplumsal üretim sürecinin bir ürünü olduğunu savunur. Bu…
Yorum BırakHızlı Bilgi Akışı Yazılar
How much do guests get paid for being on The View? İzmir’in sıcağında evde kahvemi yudumlarken düşündüm: “How much do guests get paid for being on The View, acaba?” Hem gülmek istiyorum hem de kafa patlatmak… Yani böyle şeyler kafama takılıyor, bazen arkadaş ortamında anlatıyorum, onlar sadece “Aaa hadi canım, para falan veriyorlar mı?” deyip gülüyor. Ama işin içinde hem ciddi hem de komik bir gerçek var, onu çözmek lazım. Sabah Şovu ve Para Meselesi The View, gündüz televizyonunun parlayan yıldızlarından biri. Sunucular birbirinden enerjik, konuğuna laf sokmakta sınır tanımıyorlar. Ben de bir keresinde arkadaşlarla “ya biz de çıksak, en…
Yorum BırakHow Kelimesi: Günlük Hayatımızın Sessiz Kahramanı Ofiste yoğun bir günün ardından evime dönerken, aklımda sürekli bir soru dönüp duruyor: “How kelimesi gerçekten bu kadar basit mi, yoksa ben mi karmaşıklaştırıyorum?” Belki kulağa tuhaf geliyor ama İngilizce öğrenmeye çalışırken en çok kafa yorduğum kelimelerden biri bu oldu. Çünkü her yerde karşına çıkıyor, ama kullanımı düşündüğünden daha esnek ve derin. Mesela iş arkadaşlarıma e-posta yazarken, “How is the project going?” derken sadece proje durumunu soruyorum ama cümlenin ardında bir sıcaklık ve merak da var. Peki, bu kadar basit görünen bir kelimeyi günlük konuşmalarımızda nasıl bu kadar etkili kullanabiliyoruz? How’un Geçmişten Günümüze Yolculuğu…
Yorum BırakKamburlaşmanın Tarihi: Geçmişten Bugüne Bedenin İzleri Geçmişi anlamak, yalnızca tarihî olayları kronolojik sırayla sıralamak değildir; aynı zamanda bugünün toplumsal ve bireysel durumlarını yorumlamamıza yardımcı olur. İnsan bedeninin duruşu, sadece biyolojik bir mesele değil, tarih boyunca kültürel, ekonomik ve toplumsal süreçlerin bir yansıması olmuştur. Kamburlaşma neden olur? sorusunu tarihsel perspektifle ele almak, yalnızca tıbbi bir tartışma değil, insan yaşamının toplumsal bağlamda nasıl şekillendiğini anlamak için bir fırsattır. Orta Çağ ve Ergonomi Eksikliği Orta Çağ Avrupa’sında kamburlaşmanın yaygınlığı, özellikle köylü ve işçi sınıfında belirgindi. Tarım ve taşımacılık işlerinde uzun saatler boyunca eğilmiş çalışma, omurganın doğal yapısına yük bindiriyordu. İngiliz tarihçi E. P.…
Yorum BırakSinir Ucu İltihabı Nedir ve Neden Olur? Sinir ucu iltihabı, tıbbi literatürde “nörit” ya da “periferal nöropati” olarak da bilinir. Kulağa korkutucu gelse de, aslında oldukça yaygın bir sorun. Bazen tek bir bölgede, bazen de vücudun farklı bölgelerinde hissedilen acı, yanma ya da karıncalanma hissi ile kendini gösterir. Ama ne yazık ki çoğumuz bu tür belirtileri ilk başta pek ciddiye almayız. Hele ki İstanbul gibi büyük, hızlı bir şehirde yaşıyorsanız, herkesin sürekli koşuşturmacada olduğunu düşününce, başınızda oluşan ağrı, ya da kolunuzda hissedilen uyuşukluk, işlerin yoğunluğuna bağlanabilir. Fakat sinir ucu iltihabı, bunların çok daha ötesinde bir durum olabilir. Sinir Ucu İltihabının…
Yorum BırakHidan Nasıl Ölümsüz? Toplumsal Cinsiyet, Çeşitlilik ve Sosyal Adalet Perspektifi İstanbul’un kalabalık sokaklarında yürürken insanları izlemeyi seviyorum. Metrobüs durağında birbirine çarpan bedenler, Kadıköy’de kahve içen farklı yaş ve kültürlerden insanlar, iş yerimdeki toplantılarda tartışan ekip arkadaşlarım… Hepsi bana Hidan nasıl ölümsüz? sorusunun toplumsal ve kültürel yansımalarını düşündürüyor. Aslında bu soruyu sadece bir anime veya manga karakteri üzerinden sormak yerine, toplumsal cinsiyet, çeşitlilik ve sosyal adalet bağlamında yorumlamak çok daha ilginç ve anlamlı hale geliyor. Hidan’ın Ölümsüzlüğü ve Toplumsal Algı Hidan nasıl ölümsüz? sorusunu ilk kez sokakta bir grup gencin tartışmasını izlerken düşündüm. Bir tanesi diğerine, “O ölümsüz, nasıl öldüreceksin ki?”…
Yorum BırakKayseri’de Bir Sabah ve Kayıp Güvenin Ağırlığı O sabah Kayseri’nin dar sokaklarında yürürken içimde tuhaf bir sıkıntı vardı. 25 yaşındayım, çoğu zaman duygularımı günlüklerime yazıyorum ama bazen kelimeler bile yetmiyor. Cüzdanımda her zamanki gibi kimlik, birkaç banka kartı ve hayatın küçük belgeleri vardı. Ama o gün fark ettim ki, sadece TC kimlik numaram bile başıma iş açabilir. Mesajın Geldiği An Telefonum titredi ve ekranda tanımadığım bir numara vardı. Mesaj açılır açılmaz kalbim hızlı hızlı çarpmaya başladı. Mesaj şöyle diyordu: “Merhaba, bankanızdan sizi arıyoruz. TC kimlik numaranız ile hesabınızda şüpheli hareketler tespit edildi. Hemen bilgi vermeniz gerekiyor.” İçimde bir anlık heyecan…
Yorum BırakCep Telefonunda Hoparlör Var Mı? Sesin Gerçek Yüzü İzmir’de, kahvemi yudumlarken telefonuma bakıyorum ve kafamda bir soru beliriyor: “Cep telefonunda hoparlör var mı?” Şimdi, evet, teknolojiyle iç içe büyüyen bizler için bu sorunun cevabı her ne kadar “tabii ki var” gibi görünse de, işin içine biraz derinlik, biraz eleştiri ve biraz da mizah kattığınızda iş tamamen değişiyor. Hoparlör, bir telefonun sesi. Ama işlevi sadece ses vermekle mi sınırlı? Yoksa bize sunduğu deneyimin ardında, fark etmediğimiz eksiklikler mi var? Gelin bunu birlikte inceleyelim. Hoparlörün Var, Ama Yeterli Mi? Her yeni telefon çıktığında pazarlamacılar bize hoparlörün “güçlü bass” ve “stereo ses” gibi…
Yorum BırakSabah Kahvaltısı Saat Kaçta Yapılmalı? Felsefenin Işığında Bir Soru Güne başlarken, alarm çaldığında, zihninizin bir köşesinde beliren soru: “Kahvaltıyı saat kaçta yapmalıyım?” Bu, basit bir rutin sorusu gibi görünse de felsefi bir merak için kapı aralar. Etik bağlamda bedenimizin ve toplumsal normların sorumluluğunu, epistemolojik olarak doğru bilgiye ve bedenin sinyallerine ulaşmayı, ontolojik açıdan ise varlığımızın zamanla ilişkisini sorgulamak mümkün. Sabah kahvaltısı, sadece karın doyurmak değil; zaman, değer ve bilgi arasında sürekli bir denge arayışıdır. Etik Perspektiften Sabah Kahvaltısı Etik, doğru ile yanlış, iyi ile kötü arasındaki seçimleri inceleyen felsefi disiplindir. Kahvaltının saati, etik bir soru olabilir: Bedenimizi ne zaman beslemek…
Yorum BırakKişisel Bir Giriş: Neden “İrfan Can Kaç Milyona Geldi?” Beni Merak Ettiriyor? Sokakta yürürken, bir kahve içerken ya da sosyal medyada gezinirken “İrfan Can kaç milyona geldi?” sorusunu duyduğumda içimde beliren merakın sadece rakamlardan mı, yoksa daha derindeki bilişsel ve duygusal süreçlerden mi kaynaklandığını sorgulamaya başladım. Bu soru yüzeyde bir futbolcunun piyasa değerini ya da transfer ücretini sorguluyor gibi görünse de zihnimde başka kapılar aralıyor: rekabet, duygusal zekâ, sosyal etkileşim ve merakın psikolojisi… Okuyuculara bu psikolojik açılardan yaklaşmayı teklif ediyorum. Neden bazı transfer haberleri bizi bu kadar etkiliyor? Bir oyuncunun “kaç milyona geldiği” hakkında konuşurken beynimizde neler oluyor? Bu yazıda…
Yorum Bırak