İçeriğe geç

Kasem isminin anlamı nedir ?

Bir İsmin Peşinde Başlayan Günler

Hoe sayfasına hoş geldiniz! “Kasem isminin anlamı nedir” hakkında hazırladığımız bu özel içeriğin tadını çıkarın.

Kayseri’nin kışları sert olur derler ama ben artık buna sadece bir hava durumu olarak bakmıyorum. Soğuğun insanın içine işleyen bir tarafı var burada; sanki rüzgâr sadece yüzünü değil, aklının en saklı köşelerini de yokluyor. 25 yaşındayım ve bu şehirde çoğu zaman kendimi bir düşüncenin içinde kaybolmuş gibi hissediyorum. Günlüklerim var, defterlerim dolu. Yazdıkça hafifliyorum ama bazı kelimeler var ki, onları yazdıkça daha da ağırlaşıyorum.

Son haftalarda tek bir kelime zihnime takıldı: Kasem.

Bunu ilk kez bir duvarda gördüm. Eski bir pasajın arka tarafında, yarı silinmiş bir yazıydı. “Kasem” diye kazınmıştı. Ne bir soyadıydı, ne de bildiğim bir isim gibi duruyordu. Ama öyle bir hissi vardı ki… sanki oraya bırakılmış bir imza değil, yarım kalmış bir söz gibiydi. O gün eve döndüğümde defterime sadece şunu yazdım: “Kasem ne demek?”

Pasajın Arka Duvarında Donan Zaman

O pasajı bilirsin, eski kitapçıların olduğu yer. Kayseri’de çoğu insanın aceleyle geçtiği ama kimsenin gerçekten durup bakmadığı bir sokak. Ben o gün orada bekliyordum. Bir arkadaşımla buluşacaktım ama gelmedi. Beklemek bazen insanı boşluğa çevirir ya, işte tam öyle bir anda gözüm o yazıya takıldı.

“Kasem”

Yanında küçük bir kalp çizilmişti, ama kalp bile yarım gibiydi. O an içimde garip bir şey oldu. Hayal kırıklığıyla karışık bir merak. Sanki biri bana bir hikâyenin ortasından seslenmiş ama devamını söylemeden gitmiş gibiydi.

O akşam eve döndüğümde pencereden Erciyes’e bakarken içimde tek bir cümle dönüp duruyordu: Bu kelime neden beni bu kadar etkiliyor?

İlk Duygu: Boşluk

Bunu saklayacak değilim, içimde ilk his boşluktu. Bir ismin bile insanın içinde bu kadar yer açması bana garip geldi. Sanki o kelimeyi bilmemenin eksikliğini taşıyordum. Defterime yazarken elim titrediğini hatırlıyorum. Kendime kızdım biraz, “Bir kelime bu kadar etkiler mi insanı?” dedim. Ama etkiledi.

Ve o gece uyumadım.

Bir Hastane Koridorunda İkinci Karşılaşma

Bir hafta sonra annemi kontrol için hastaneye götürdüm. Kayseri Devlet Hastanesi’nin koridorları her zamanki gibi sessiz ama gergindi. İnsanlar bekliyordu, kimse birbirine bakmıyordu. Sanki herkes kendi içindeki korkuya odaklanmıştı.

Orada onu duydum.

Bir hemşire yüksek sesle birini çağırıyordu: “Kasem!”

Başımı kaldırdım. İçimden bir şey kırıldı o anda. Çünkü o isim artık sadece bir duvar yazısı değildi. Gerçekti.

Bir çocuktu. Belki 10 yaşında. Annesinin elini sıkı sıkı tutuyordu. Gözleri korkmuştu ama yürüyordu. O an fark ettim ki, Kasem bir hayalet değil, yaşayan bir insandı.

Ama en garibi şu oldu: O çocuğu görünce içimde bir rahatlama değil, daha büyük bir karmaşa oluştu.

İsmin Ağırlığı

Evde o gün saatlerce düşündüm. “Kasem isminin anlamı nedir?” diye defterin kenarına tekrar yazdım. İnternetten bakmak kolaydı ama bakmadım. Çünkü bazı şeyleri öğrenmekten çok hissetmek istiyordum.

Kasem… dilimde döndürdükçe sertleşen ama içinde tuhaf bir yumuşaklık barındıran bir kelimeydi. Sanki bir söz gibi. Birine verilmiş ama geri alınması mümkün olmayan bir söz.

O gece uyumadan önce şunu düşündüm: İnsan isimlere neden bu kadar anlam yükler?

Ve cevap bulamadım.

İkinci Duygu: Heyecan

Garip ama gerçek; içimde bir heyecan vardı. Sanki bir sırrın ucuna dokunmuşum da biraz daha çeksem her şey çözülecekmiş gibi. Ama çözülmesini de istemiyordum aslında. Çünkü bazı şeyler bilinmez kaldıkça daha canlı durur.

Bir Dostun Hikâyesi ve Yarım Kalan Cümle

Üniversiteden bir arkadaşım vardı, yıllar sonra tekrar görüştük. Bir kafede otururken konu bir şekilde isimlere geldi. İnsanların isimleriyle kaderleri arasında bağlantı kurup kurmadığı üzerine konuşuyorduk.

Bir ara bana baktı ve “Sen hiç Kasem diye birini tanıdın mı?” dedi.

O an içimde bir şey dondu.

“Hayır,” dedim ama yalan gibi geldi. Çünkü tanımış gibiydim. Belki de tanımaktan daha fazlasıydı bu; hissediyordum.

O da güldü. “Garip bir isim değil mi? Ben Arapçada ‘yemin’ ya da ‘ant içme’ gibi bir anlamı olduğunu duymuştum.”

O cümle kafama saplandı.

Yemin.

Ant.

Bir söz.

Kasem’in Anlamı İçime İşliyor

Kafeden çıktığımda hava soğumuştu. Ellerim cebimde yürürken sürekli aynı kelimeyi tekrarladım: yemin. Eğer bu doğruysa, Kasem sadece bir isim değil, bir bağlanma biçimiydi.

Birine söz vermek.

Bir şeyi geri dönmemek üzere kabul etmek.

O anda anladım ki, duvardaki yazı boşuna değildi. O çocuk boşuna Kasem çağrılmamıştı. Her şey bir şekilde birbirine bağlanıyordu ama ben sadece geç fark ediyordum.

Ve bu fark ediş içimi acıttı.

Üçüncü Duygu: Hayal Kırıklığı

Çünkü bazı anlamlar insanı rahatlatmaz, aksine ağırlaştırır. Ben de öyle hissettim. Sanki bir kelimenin içinde saklı olan bütün yükü tek başıma taşıyormuşum gibi.

Gece Defteri ve İç Ses

O gece defterimi açtım. Saat çok geçti, şehir sessizdi. Erciyes’in silueti karanlıkta bile belli oluyordu. Yazmaya başladım.

“Kasem bir isim değil sadece. Bir söz gibi. Bir bağ gibi.”

Sonra durdum. Kalem elimde kaldı. Kendime dürüst olmak zorundaydım.

Ben bu isme neden bu kadar takılmıştım?

Belki de hayatımda eksik olan şey buydu: verilmiş ama tutulmamış sözler. Ya da tutulmuş ama unutulmuş yeminler.

İnsan bazen kendi eksikliğini bir kelimenin içinde bulur ya, işte ben oradaydım.

Bir İsimden Daha Fazlası

Kasem artık benim için sadece bir kelime değildi. Bir duyguya dönüşmüştü. İçimde bir yerlerde sürekli yankılanıyordu. Ne zaman sessiz kalsam, o kelime geri geliyordu.

Ve ben fark ettim ki, bazı isimler insanı çağırır.

Bazı isimler insanın içini açar.

Son Karşılaşma ve Sessiz Kabulleniş

Bir gün tekrar o hastaneye gitmek zorunda kaldım. Bu kez annem için değil, kendi içimdeki yorgunluk için. Koridorda yürürken bir bankta o çocuğu gördüm. Kasem.

Elinde bir oyuncak vardı. Sessizdi. Göz göze geldik ama bakışlarımız uzun sürmedi.

Yanına gitmedim.

Sadece uzaktan izledim.

O an içimde garip bir sakinlik vardı. Artık ismi çözmeye çalışmıyordum. Anlamını ezberlemeye de çalışmıyordum. Sadece kabul ediyordum.

Kasem bir yeminse, bazı yeminlerin açıklanmaya ihtiyacı yoktu.

Son Duygu: Kabulleniş

O gün eve döndüğümde defterime hiçbir soru yazmadım. İlk kez.

Sadece şunu yazdım:

“Bazı isimler cevap değil, sadece his bırakır.”

Ve o his, hâlâ içimde duruyor.

Daha Fazlası İçin: İş feshi 49. madde nedir ?

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

mecidiyeköy escort
https://www.kadimteknolojiler.com.tr https://mediapolgroup.com.tr https://kefta.com.tr Sitemap
403 Forbidden

403

Forbidden

Access to this resource on the server is denied!