O gün Kayseri’de rüzgâr biraz fazla mı sertti, yoksa içimdeki boşluk mu öyle hissettirdi…
Bazen bazı günler vardır, hiçbir şey olmamış gibi başlar ama akşama doğru insanın içine ağır ağır çöker. O gün de öyleydi. Kayseri’de hava soğuktu, ama bildiğimiz o keskin kış soğuğundan farklıydı; daha çok insanın içini üşüten, biraz da düşüncelere zorlayan bir sessizlik vardı sokaklarda.
İşten erken çıkmıştım. Aslında çıkmam için bir sebep yoktu ama kalmam için de bir neden bulamamıştım. Masamda yarım kalan işler, cevaplanmamış mailler ve zihnimde dönüp duran cümleler… Hepsi birbirine karışmıştı. İçimde tuhaf bir boşluk vardı. Ne üzgünüm diyebiliyordum tam olarak ne de iyi.
O boşluk beni yürümeye zorladı. Sanki yürürsem bir şeyler değişecekmiş gibi. İşte tam o yürüyüşte her şeyin başlangıcı oldu.
—
Bir fırının camında duran küçük bir dilim hayat
Sokak aralarından geçerken küçük bir pastane gördüm. Kayseri’de aslında böyle yerler çoktur ama çoğunun vitrinine bakıp geçeriz. Ama o gün nedense durdum. Camın arkasında sarı kremasıyla dikkat çeken bir tatlı vardı. Üzerinde küçük bir kart: “Karpatka”.
İçimden garip bir şey geçti. İsmi yabancıydı. Sanki bir yerden duymuş gibiydim ama çıkaramıyordum. Kapıyı açtım. İçeriden sıcak bir koku yayıldı; vanilya, tereyağı ve biraz da çocukluk hissi…
Tezgâhın arkasındaki kadın bana baktı, gülümsedi.
“Karpatka ister misin?” dedi.
O an durdum. Sanki soru sadece bir tatlıyla ilgili değildi. Bir şeyleri seçmem gerekiyormuş gibi hissettim. Başımı salladım, “bir dilim alayım” dedim.
—
Karpatka anlamı nedir? O an sormaya çekindiğim soru
Masaya oturunca dilim önümdeydi. Kat kat hamur, arasında kalın bir krema… Üzerine hafif pudra şekeri serpilmişti. Görüntüsü bile insanı sakinleştiriyordu.
Ama aklım hâlâ ismindeydi.
Karpatka anlamı nedir? diye sormak istedim ama sanki bu soru çok basitmiş gibi görünecek diye çekindim. O yüzden telefonumu açıp araştırdım. Karpatka, Polonya kökenli bir tatlıymış. Adını Karpat Dağları’ndan alıyormuş. Dağların kıvrımlı, inişli çıkışlı yapısı bu tatlının hamuruna benzetiliyormuş.
Bir anda içimde bir şey oturdu.
Dağlar… inişler… çıkışlar…
O an fark ettim ki aslında ben de biraz öyleydim. Düz değilim. Düzleşemiyorum. İçim sürekli iniş çıkışlarla dolu.
Tatlıdan bir ısırık aldım. Kreması ağızda dağıldı. Garip bir şekilde içimdeki sertliği biraz yumuşattı.
—
O tatlının bana hatırlattığı şey: bir insanın içi bazen dağ gibi olur
Dışarıdan bakınca hayatım fena değildi. Kayseri’de bir iş, düzenli bir maaş, her şey “olması gerektiği gibi”. Ama insanın içi her zaman dışarıya uymuyor.
O gün özellikle bunu hissettim.
Geçen hafta yaşadığım bir konuşma geldi aklıma. Kısa bir vedaydı aslında ama içimde uzun bir boşluk bırakmıştı. Kimse büyük cümleler kurmamıştı. Ama bazı sessizlikler vardır ya, insanın içine kazınır.
Karpatka’nın o kat kat yapısı bana onu hatırlattı. Her kat bir şey gibi… söylenmemiş bir cümle, yarım kalmış bir bakış, ertelenmiş bir “belki”.
Ve en garibi, o an ağlamak istemedim. Sadece oturup bakmak istedim. Tatlıya, cama, dışarıdaki insanlara…
—
Kayseri sokaklarında yürürken değişen düşünceler
Fırından çıktıktan sonra biraz daha yürüdüm. Kayseri’nin o tanıdık sokakları, Erciyes’in uzaktan görünen silueti… Hepsi yerli yerindeydi ama ben yerimde değildim.
İçimde bir şey çözülmeye başlamıştı.
Karpatka sadece bir tatlı değildi o an benim için. Bir anlamı vardı artık, ya da ben ona bir anlam yüklemiştim. Belki de insan bazı şeyleri anlamak için değil, hissetmek için yaşar.
Düşündüm:
Karpatka anlamı nedir?
Bir Polonya tatlısı mı sadece?
Yoksa kat kat bir insan kalbi mi?
Bilmiyorum.
Ama bildiğim şey şu ki, o gün o tatlı beni biraz susturdu. İçimdeki gürültüyü tamamen kesmedi ama sesi kıstı.
—
Bir gün sonra aynı pastane, aynı tatlı ama farklı ben
Ertesi gün tekrar gittim.
Bu sefer bilinçli olarak. Sanki bir şeyleri kontrol etmek istiyordum. Aynı masaya oturdum. Aynı tatlıyı söyledim.
Ama bu kez farklıydı.
İlk günkü boşluk yoktu. Onun yerine hafif bir kabulleniş vardı. İnsan her şeyi çözemezdi zaten. Bazı şeyler sadece taşınırdı.
Tezgâhtaki kadın beni tanımadı bile. Belki de hatırlanacak bir şey yapmamıştım. Ama ben kendimi hatırlıyordum.
Karpatka’yı yerken düşündüm:
Bazı şeylerin anlamı değişmez, ama insanın ona yüklediği his değişir.
—
Karpatka’nın bende bıraktığı şey
Sonradan çok düşündüm. Neden bu kadar etkilemişti beni?
Belki de o an hayatımda ilk kez bir tatlının bana bir şey anlatmasına izin vermiştim.
Karpatka anlamı nedir? sorusu aslında çok basitti. Ama benim için o gün basit değildi.
Çünkü bazen insanlar anlamları kelimelerde değil, yaşadıkları anlarda bulur.
Ben o tatlıyı yerken şunu hissettim:
Hayat düz bir çizgi değil
İnsan inişli çıkışlı
Ve bazen en basit şeyler bile içindeki en büyük duyguyu ortaya çıkarabiliyor
—
İçimde kalan son sahne: sessiz bir kabul
Bunu da Okuyun: İş feshi 49. madde nedir ?
Bir akşam eve dönerken Erciyes’e baktım. Hava soğuktu ama artık o ilk günkü gibi içimi dondurmuyordu.
İçimden geçen tek şey şuydu:
Bazı şeyler tam anlamıyla çözülmez. Ama insan onlarla yaşamayı öğrenir.
Karpatka da öyle bir şeydi artık benim için. Kat kat bir hayat, kat kat bir his, kat kat bir hatıra…
Ve belki de en önemlisi, anlamı değişen bir soru:
Karpatka anlamı nedir?
Benim için artık sadece bir tatlı değildi.
Bir günün içimde bıraktığı sessiz bir hikâyeydi.
Değerli Hoe okurları, “Karpatka anlamı nedir” hakkındaki bu içeriğimizin sonuna ulaştınız. Umarız faydalı olmuştur!